+ Konuyu Cevapla
Toplam 8 sonuçtan 1 ile 8 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Aydın Gelenek ve Görenekleri

  1. #1
    Administrator Tur@b - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    03.09.2007
    Mesajlar
    12,060
    Teşekkür
    3,052
    Teşekkür almış: 5,054 / 2,839 Konu

    Pfeil Aydın Gelenek ve Görenekleri

    Aydın Gelenek ve Görenekleri

    1- DOĞUM:
    Aydın’da aileler bakabileceği kadar çocuk yapmaktadır. Aile ocağının devamlılığını sağlayan doğum, kadına duyulan saygınlığı artırır. Doğumla birlikte aile bağları güçlenir, eşler geleceğe güvenle bakar.
    Hamilelik döneminde aşeren kadın, acı ve ekşi yiyecekleri yemekten kaçınmalıdır. Ekşiyi bol yiyen kadının doğacak çocuğunun kız, tatlıyı bol yiyenin doğacak çocuğunun erkek olacağına inanılır.
    Kadın hamileyken farkında olmadan başının etrafında okunmuş tuz gezdirilir. Hamile kadın bu sırada burnunu kaşırsa çocuğun erkek, kaşımazsa kız olacağına inanılır.
    Herhangi bir amaçla kesilen keçi veya koyunun kafatasından alt çene kesilerek ayrılır. Ayrılan alt çeneyi üst çeneye bağlayan kemik üzerinde et kalmışsa çocuğun erkek, kalmamışsa kız olacağına inanılır.
    Hamile kadının göbeğinde bir çıkıntı oluşması doğacak çocuğun erkek olacağına dair bir işaret sayılır. Karnı sivri olursa çocuğun erkek, yassı olursa kız olacağına inanılır.
    Hamile kadın ayva yerse çocuk gamzeli olur. Dövülmemiş karabiber tanesi yerse çocuğun herhangi bir yerinde ben olur. Kadın balık yerse çocuk balık ağızlı, şeftali yerse tüylü olur.
    Hamile kadın ciğere dokunduktan sonra vücudunda bir noktaya dokunursa çocuk doğduğunda o bölge benli olur.
    Doğumlarda konu komşu ve yakın akrabalar çeşitli yiyecek ve içeceklerle "geçmiş olsuna" gelirler. Geçmiş olsun ziyaretleri genellikle, süt, çorba, pasta, bisküvi, kolonya yemek ve çiçeklerle yapılır. Bebeğe uzun ve sağlıklı ömür dileklerinde bulunulur. Bebeğin doğumundan kısa bir süre sonra adı konulur. Çocuk doğduğunda ismi hoca veya dedesi tarafından kulağına üç kere okunarak dua edilir. Duruma göre horoz, keçi v.b adak kesilir.
    “Eski dönemlerdeki gibi sadık kalınmasa da çocuğa bir de göbek adı konulur. Bebeğe ad konulması sırasında görev genellikle evin en büyüğü konumundaki büyükbabaya düşer. Çocuk baba tarafından kucağa alınır ve büyükbabanın kucağına verilir. Erkekse, büyükbabanın adı çocuğa verilir. Eğer ilk erkek çocuğa büyükbabanın adı verilmişse ve ikinci erkek çocuk olmuşsa, ona da annenin babasının adı verilmesi adettendir. Doğum olayında yakın akrabalar ve aile dostları bebeğe giyim eşyaları getirir, Tekeler ve ona yakın bazı köylerde çocuğu olan kişi lokum, çerez ve bisküvi alır. Bu malzemeden kıstırma (iki bisküvi arasına lokum ve çerez sıkıştırılarak yapılır) yapılır ve bu gelenlere sunulur. Bu sununun adına GÖVET denilir. Bölgenin bazı yerlerinde kendisinden büyüğe adıyla hitap edene; "Beşiğimi mi salladın?"'denilir. Bu söz Tekeler Köyü'nde "Gövedimi mi yedin?" şeklindedir.”
    Doğumdan sonra ziyarete gelenler çocuğun yanına saçlarından bir tel bırakır. Böylece giderken çocuğun uykusu alıp gidilmemiş olur ve uykusu kaçmaz. Bebek besmelesiz kucağa alınmaz, verilmez, yatağa yatırılmaz.Yeni doğan çocuğun göbek bağı, eşi nereye gömülürse çocuğun o mesleğe, meziyete sahip olacağı düşünülür. Camiye gömülmüşe dinine bağlı, okula gömülmüşse çalışkan ve okumayı seven biri olacağına inanılır.
    Yeni doğan çocuğun yastığının altına kırkı çıkana kadar bıçak, makas ve Kur’an konulur. Doğumun kırkıncı gününde mevlüt okutulur. Kırkı çıkana kadar anne ve çocuğun evden dışarı çıkması uğursuzluk sayılır. Aksi halde kırk basacağına inanılır. Çocuğun ayakkabısı nazar değmesin diye evin bir köşesine asılır. Sarımsak, karabiber ve nazar boncuğu bir araya getirilerek muska yapılır ve çocuğun omzuna takılır.

    2- ÇOCUKLUK DÖNEMİ

    DİŞ BULGURU
    Çocuğun çıkan ilk dişini gören beyaz renkte bir hediye alır. Daha sonra bulgur ve nohut haşlanarak “diş bulguru” yapılır. Komşu ve akrabalar eve davet edilerek diş bulgurundan ikram edilir, yenilir, içilir ve Yasin okunur, dualar edilir.

    SÜNNET DÜĞÜNLERİ
    Sünnet düğünleri genelde hafta sonları yapılır. Sünnetten bir gün önce sünnet eğlencesi düzenlenir. Eğlence günü davul ve zurnadan oluşan çalgı takımı veya müzik seti eşliğinde oynanır, yenilir içilir. Çocuğun silah tutup tetik çekmeye yarayan baş parmağı ve işaret parmağına sünnet kınası yakılır.
    Sünnet günü başta keşkek yemeği olmak üzere çeşitli yöresel yemekler yapılır, misafirlere ikram edilir. Arkasından Kur’an okunur, dualar edilir. Sünnet kıyafetleri giydirilen çocuk at, deve veya arabayla şehirde gezdirilir. Gezdirmeden sonra sünnet yapılır. Misafirler geçmiş olsun diyerek takılarını çocuğa takarlar. Takılar sünnet eğlencesi günü veya sünnet günü misafirlerin eve girerken baba, anne ve çocuk tarafından karşılanması esnasında da takılabilir.

    3- EVLENME


    Kız İsteme
    Kırsal kesimde kız ve oğlan birbirlerini düğünlerde, çeşme başlarında, tarlada çalışırken vb. durumlarda görüp beğenirler. Çoğunlukla anne ve babanın uygun gördüğü aday gelin olur. Ailede evlenecek yaşa gelmiş, yani askerliğini bitirip gelmiş bir erkek varsa anası, babası, varsa yengesi veya yakın akrabaları ona kız aramaya başlar. Hepsinin gözleri, düğünlerde ya da değişik toplantılarda kızlarda olur. Bulunan kızın ailesiyle erkeğin ailesinin parasal yönden denk olması önemlidir. "Davul dengi dengine çalar" atasözü kesinlikle unutulmaz. Hatta oğlan tarafının kız tarafından zengin olması daha makbuldur.
    Oğlan bulunan kızı beğenmişse bunu ailesine söyler. Kırsal kesimde, oğlan kesinlikle babayla bu gibi konuları konuşmaz, aradaki diyaloğu anne sağlar. Kız beğenildikten sonra yakın akrabalar varsa arabulucu ile kız istemeye gidilir. Arabuluculara “kayalıkçı veya dünürcü” denilir. Biraz hoş sohbetten sonra, sözü geçen büyük biri konuyu açar ve kızı ister; "Allah'ın emri, peygamberin kavliyle kızınız .....’i oğlumuz …’a mehel gördük. Siz de mehel gördüyseniz kızınızı istiyoruz." diyerek kız istenir. Kız evi naz evidir. İlk gidip, kız istemede genellikle kız evi; "Biz bir konuyu ailece konuşalım. Allah nasip ettiyse, inşallah" gibilerden esnek yanıtlar verir, Çünkü kızın ailesi, oğlanın huyunu soracak, kendi aile fertleriyle durum değerlendirmesi yapacaktır. Ya da “Siz mehel gördüyseniz biz de mehel gördük” diyerek kız verilir.
    Kız evi gönülsüzse istemeye gelenlerin hediyeleri kabul edilmez, sade kahve ikram edilir. Ayakkabılarına su dökülür. Süpürge sapı aşağı gelecek şekilde gelenlerin görebileceği bir yere konur. Tuzlu kahve, tuzlu çay ikram edilir veya “nasibinizi başka yerde arayın” denilir. Kız evi gönüllüyse gelenlere şekerli kahve ikram edilir. Oğlanın istemeye gelirken aldığı tatlı ikrama çıkarılır. “Kısmetse olur” şeklinde yanıt verilir.
    İkinci gidişte daha kalabalık bir gurupla gidilir. Kız evi oğlan evine mendil veya bohça verir. Bohçada birkaç iç çamaşırı, mendil ve çorap gibi küçük giyim ve kullanım eşyaları bulunur. Kız evinden verilen mendil genellikle ipektir ve kenarlarına kız tarafından oya işlenmiştir. Mendilin verildiği gün, küçük nişanın tarihi konuşulur. Kız evi oğlan evine alınacakların listesini verir. “Günümüzde Aydın’da yapılan düğünlerde kız evi damada ait bir ev, beşibirlik, bilezik, altın zincir, set takımı (kolye, küpe, yüzük), davetlilere dağıtılmak için şeker, döşek için koyun yünü ve pamuk, iki odanın oğlan evi tarafından döşenmesi, kız tarafının yakınları için şalvarlık kumaş, gelinin kız ve erkek kardeşlerine tepeden tırnağa elbise, gelinin anne ve babasına giysiler ve kız evinin çalgısını karşılamaları istenmektedir.”

    Nişan
    Nişan günü kamaştırıldıktan sonra, nişan eşyalarını almak için gün kararlaştırılır. Buna masraf görme adı da verilir. O gün, kız, erkek, ana ve babalar, varsa kızın ve erkeğin kardeşleri ve yengeleri, nişan için alınacak olanları almaya gelir.
    Masraf görme gününde kız ve erkeğe birer yüzük alınır. Yine erkeğe ve kıza birer takım elbise, iç çamaşırı, mendil, çorap, ayakkabı, terlik vb. şeyler alınır. Alınan eşyalar paket yapılır ve evlere götürülür. Eskiden kız ile erkeğin görüştürülmesi yasaktı. Erkek kız evine ancak düğün ve bayramlarda gidebilirdi. O da el öpmek için. Artık bu gibi yasaklar bulunmamaktadır.
    Nişan günü, erkeğin ailesi yanına birkaç kişi alarak kız evine gider ve kıza alınan eşyaları teslim eder. Eşyalar heybeler içerisinde atlarla taşınarak veya sayıları 30-40’ı bulan sinilerle getirilebilir. Birer çay ya da kahve içilir ve kısa süre kalınarak evden ayrılınır. Kız evi, erkeğe aldığı eşyaları nişanı getirenlere verir ya da birkaç gün sonra getireceklerine dair gün ister. Oğlan evinden gelen hediyeler duvara asılır. Köy halkı gelip hediyelere bakarak üzerine para atar veya hediye verir.

    Nişan, düğünden kısa bir süre önce yapılır. Bu nişanda, artık kız evi ve erkek evi düğün için kesin tarihi belirlemiştir, yani bu evlilik olacaktır. O nedenle büyük nişandan itibaren düğün hazırlıkları da başlar. Büyük nişandan önce aileler kız evinde bir araya gelirler ve alınacak eşyaları konuşurlar. Kız ve erkek evinin durumuna göre alınacak olanlar belirlenir. Bu toplantıda kız evi için önemli olan, takılacak olan takılardır. 3-5 adet beşibiryerde, birkaç tane eski üçyüzlü, iki metre zincir ve en az 5-6 tane de bilezik istenebilmektedir. Günümüzde de altın düğünlerdeki önemini korumasına rağmen takının miktarı konusunda eskisi gibi diretilmemektedir.

    “Karacasu-Yenice’de oğlan evi nişandan önceki gün kız evine lokma yapımı için un, yağ, pekmez gönderir. Bunları kız evine getirenlere kız evince mendil, çamaşır gibi hediyeler verilir. Kız evi malzemeden lokma yapar. Yapılan lokmalar misafirlere ikram edilir. Nişan yapılan günün gecesi lokmadan bir sini de oğlan evine gönderilir. Lokmayı genellikle bir kadın götürür. Kadına oğlan evi tarafından bahşiş verilir.Kız evinden gelen lokmayı damadın arkadaşları yer. Lokmadan sonra oğlan evinde “oğlan helvası” adı verilen bir helva yapılır. Helvanın yanına mevsimine göre meyve, leblebi, fıstık, üzüm Konya şekeri; küçük bir ayna, saç tokası (kızın arkadaşları için), kız için elbiselik kumaş, ayakkabı ve terlik bir heybeye konur. Heybeyi oğlanın akrabaları atla kız evine götürür. Bu heybeye Galyet adı verilir. Galyeti getirenlere kız evince gömlek, çamaşır gibi hediyeler ve bahşiş verilir. Buna “nişan karşılığı” veya “galyet karşılığı” adı verilir.
    Masrafın görüldüğünden sonraki pazar günü nişan yapılır. Artık birçok aile nişanda erkeğin de gelmesine göz yummaktadır. O gün, erkek evinin aldığı bütün altınlar ve diğer alınan eşyalar askılara asılır ve gelenlere gösterilir. Nişanda gelenlere lokum ve şeker gibi yiyecekler dağıtılır. Bazı aileler limonata, şerbet gibi içecekler de ikram eder.

    Düğün



    Düğünler, genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında yapılın Yaz ve kış ayları genellikle iş aylarıdır; yazın tarlada pamuk ve mısır, kışın ise zeytin işi vardır.Düğün sırasında yaşanacak olan kargaşaya rastlamaması için nikah birkaç gün hatta birkaç hafta önceden yapılır. düğün başlamadan bir hafta önce damat herkesin görebileceği bir direğe bayrak asar. Bayrak asarken iki el ateş edilir. Bozdoğan Olukbaşı köyünde bayrak saygın bir kişi olarak kabul edilen “bayraktar” adı verilen kişi tarafından dikilir. Bayraktara bu iş karşılığında hediyeler verilir. Düğün davetiyeleri bir hafta önceden dağıtılır. Düğünde yemek pişirmede kullanılacak odun önceden hazırlanmıştır.

    Cuma-Pazar arası yapılan düğünlerde cumartesi günü kına gecesi yapılır. Kız evinin yakınları kızın arkadaşları kız evinde toplanır, çengi eşliğinde oynarlar. Gelin kına gecesi için özel bir elbise veya gelinlik giyer. Gecenin ilerleyen saatlerinde oğlan evinden kına gelir. Tepsi içinde karıştırılan kına çiçeklerle ve mumlarla süslenir. Gelinin başına “pullalı” adı verilen bir örtü örtülür, el ve ayaklarına kına yakılır. Kına yakılırken gelini ağlatmak amacıyla ağıtlar söylenir ve gelin ağlatılır. Buna “gelin ağlatması” adı verilir. Artan kına misafirlere dağıtılır.

    Bazı köylerde gelin alma işlemi süslenmiş bir atla yapılmaktadır. Gelin atın üzerine bindirilmeden önce damadın annesi tarafından hazırlanan buğday, pirinç, leblebi, nohut, şeker, para karışımı bereket getireceğine inanılarak gelinin başından atılır. Damat genellikle gelin almak için kız evine gitmez evde bekler. Gelin ata bindirilerek damadın babasına teslim edilir. Bab iki kez evlenmişse atı çekemez. Bir kez başı bozulduğu için bu hayra yorulmaz.

    Bazen damat gelini teslim alamadan önce kız yakınları ve kendi arkadaşları tarafından sınava tabi tutulur. Kızgın toprağın üstünde yalın ayak oynama, kahve pişirme, davetlilere ikram etmek için dut toplama gibi sınavlardan geçer. Damada o an ne yaptırılacağı davetlilerin insiyatifine kalmıştır.
    Düğünler Karpuzlu'da, çalgılı ve mevlütlü olmak üzere iki türlü yapılır. Eğer çalgı ile yapılacaksa, çalgılar birkaç hafta önceden tutulur. Mevlütle yapılacak düğünlere gelecek olan hocalara da önceden haber verilir. Çalgılı düğünlerde çoğu kez içki verilir. Bu hazırlıklar da önceden yapılmalıdır. Günümüzde, Karpuzlu merkezde düğünler balo yapılmaktadır. Köyde de olsa, eğer evlenecek olan eşler memur ise yine balo yapılır. Balo yapılsa bile, cumartesi ve pazar günleri konuklara yemek verme adeti hala kalkmamıştır. Bu ara, erkek evi, kız evinin davetiye dağıtması için, iki ya da üç çuval şeker gönderir.

    Gerdek gecesi damar gelini konuşturmak için yüzgörümlüğü takmak zorundadır. Gerdek öncesi alınan abdestin suyu evin çeşitli yerlerine serpilir. Böylece gelin ve damadın mutlu ve akıcı bir hayat yaşayacaklarına inanılır. Ertesi gün kahvaltı sonrası aile büyüklerinin elleri öpülür. Oğlan evi akrabalarına ziyaretler yapılır. Gelin bu ziyaretlerde gömlek, iç çamaşırı vb. hediye dağıtırken kendisine de hediye alanlar tarafından para takılır. Düğünden bir hafta sonra da kız evi ziyaret edilmekte ve bu ziyarete damadın anne, baba ve yakınları da katılmaktadır. Bu ziyarete“ kız arkası” denilmektedir.

    4- ÖLÜM



    Ölüm olaylarında gömme işlemleri dinsel törenle yapılır. Ölüm gerçekleştikten sonra merhumun üzerine bıçak veya süpürge konulur. Ceset yıkanır, çenesi ve ayakları bağlandıktan sonra tabuta konulur.Mezarlık yakınsa tabut omuzdan omuza geçerek mezarlığa kadar taşınır. Tabut taşınırken günahı az olduğuna inanılan düşkün yardıma muhtaç biri gömme işleminin tamamlanmasıyla toprağa serpilmesi için su dolu bir testi taşır. Cenaze kadınsa testinin üzeri başörtüsüyle, erkekse havluyla örtülür. Aynı zamanda tabutun baş tarafına da bu örtüler konulur.

    Kazılan mezara yatırılan cesedin üzeri tahta ile örtülür. Tahta üzerine sazlıktan yapma hasır ve çalı da konulduktan sonra toprak atmaya başlanılır. Ölü toprağı
    serpilirken kullanılan kürek elden ele geçmez. Küreği alan kişi birkaç kürek toprak attıktan sonra küreği yere bırakır ve almak isteyen yerden alır. Cenaze namazı mezarlıkta kılınır. Cenaze daha sonra, yine dinsel kurallar doğrultusunda gömülür. Mezarlık dönüşünde cenaze evinde, törene katılanlara az da olsa yiyecek bir şeyler ikram edilir. Cenaze sahiplerinin üzüntülü oldukları ve herhangi bir şeyle ilgilenemeyecekleri düşünüldüğünden komşular tarafından yiyecek ve diğer gereksinimler karşılanır.




    Ölüm sonrası cenaze sahibleri üç veya yedi hayrı, kırk lokması ve elli iki mevlüdü yapılır. Eğer ailenin durumu iyiyse bütün hayır günlerinde yemek yapılır ve gelen konuklara dağıtılır. Üç veya yedi hayrında helva, pide, pilav ve tavuktan oluşan yemek misafirlere ikram edilir. Bu hayırların yapıldığı günlerde mevlüt okutulması adettendir.

    Kırkında lokma yapılır, misafirlere ve komşulara dağıtılır. Maddi durumu iyi olmayan aileler, sadece elli ikinci gün hayrında yemek verir ve mevlüt okutur. 52. günde mevlüt okutulması ve yemek verilmesinin sebebi ise ölünün burnunun 52 günde bedeninden ayrılarak toprağa düştüğü inancıdır. Hayırlarda Kuran okunur, gül suyu dağıtılır ve şeker, şerbet, tatlı ikram edilir.

    Ölen kişinin yakınları her dinsel bayramın arife günü mezar başında Yasin ve Kur'an-ı Kerim okur, okutturur. O gün mezarın üzeri her mevsim yeşil kalan bir ağaç olan mersin ağacının dalları ile süslenir.

  2. #2
    Administrator Tur@b - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    03.09.2007
    Mesajlar
    12,060
    Teşekkür
    3,052
    Teşekkür almış: 5,054 / 2,839 Konu

    Pfeil

    GELENEKSEL GİYİM

    Aydın yöresi geleneksel giysilerin kullanımı hızlı kentleşme, modern yaşantı ve moda eğilimleri gibi nedenlerle gün geçtikçe azalmaktadır. Fakat çeşitli kutlamalarda, festivallerde ve özel günlerde geleneksel giysileri görmek mümkündür.
    Aydın’da şehirliler, Türkmenler, Aleviler, Yörükler olmak üzere farklı kültürel özelliklere sahip guruplar vardır. Bu guruplarda kadınlarda görülen ortak giysi parçaları şalvar, gömlek, üçetek, fermile ve zıbındır.

    Geçmişte Kullanılmış Geleneksel Kadın giysileri:

    Geçmişte kadınlar ayağa şalvar, üzerine de içlik adı verilen gömlekleri giyerdi. Gömleğin üstüne geniş kollu cepken giyilirdi. Peştemal adı verilen kırmızı çizgili ipek örtüler ise bele dolanırdı. Başa oyalı krep takılır üzerine üstlük adı verilen beyaz örtü örtülür.

    Gömlek:
    Pamuklu ve ipekli dokumlardan dikilir. Yörük ve Türkmenlerde gömleğin boyu diz altına kadar iner. Bele kadar olan kısmı vücuda oturacak şekilde belden aşağısı ise büzgülüdür. 4-5 metre kumaştan dikilen gömleklerin yakası yuvarlak kesimli olup ön taraf göğüse kadar açıktır.


    Şalvar: “
    Gönçek, don” gibi adlarla da anılan şalvarın uskufa ve çitareden yapılanlarına “koca don” denir. Koca donun ağı boldur ve diz altına kadar iner.


    Üçetek:
    Yöredeki köylerde zıbın olarak da adlandırılır. Şehirde giyilenlerde daha çok simli ve ipekli kumaşlar kullanılır. Kırmızı, pembe, mor ve kahverengi kumaşlar tercih edilir.


    Önlük- Göğüslük:
    Alevi kadınlar tarafından göğsü kapatmak için kullanılır. Yarım metre kumaştan yapılan önlük yuvarlak ve boyna paraleldir.


    Kuşak:
    Üçeteğin beline sarılan kuşak, kenarlarına simden saçaklar ve püsküller takılarak süslenir.


    Fermile/Fermene:
    Şehirde kadife, köylerde ise pamuklu kumaşlardan yapılır. Önü belden bir iki düğme kapatıldığı gibi genellikle açık olarak kullanılır.


    Fes:
    Bordo veya kırmızı renkli olup başa giyilir. Alın kısmına maddi duruma göre gümüş veya altın paralar dikilir. Fesin tepe kısmında bulunan gümüştepelikten aşağı gümüş zincirlerle veya sim tellerle işlemeli püsküller akar.


    Krep:
    Daha çok şehir merkezinde kullanılır ve kenarları iğne oyaları ile süslenmiştir. Kullanılan her iğne oyası motifinin ayrı bir anlamı vardır. Gelin başına biber oyalı krep takmışsa bu onun acı çektiğini, kaynanasından dert yandığını gösterir. Gül oyalı, karanfilli krepler ise mutlu olduğunu gösterir.


    Uladu örtü:
    Saf ipekten yapılan uladu örtünün kenarları sim tel ve renkli iplerle işlenir. Fesin üzerine üçgen katlanılarak örtülen krepin üzerine örtülür. Fes işlemeli ise tepesindeki püskülü öne bırakılır.


    Çeki:
    Genellikle ince kumaşlardan sarı, kırmızı, yeşil, siyah, mor olarak hazırlanır. Kare şeklinde kesilen kumaşlar 2-3 cm en kalacak şekilde katlanıp dikilir. Dikilmiş üç renk kumaş başın arkasına doğru sarılır ve arkada bir nevi örgü sistemiyle bağlanarak uçları sarkıtılır.


    Çorap:
    Köylerde burun kısmı renkli iplerle nakışlı beyaz yün çoraplar giyilir.


    Ayakkabı:
    Siyah gön papuçlar, topukları nalçalı ve altları kabaralı kunduralar giyilir.




    Geçmişte Kullanılmış Geleneksel Erkek giysileri:


    Erkekler üste yakasız mintan, alta ise şalvar giyerler. Mintanın üzerinde geniş yırtmaçlı yelek yer alır. Zaman içerisinde şalvarın yerini dize kadar dar ve düğmeli, dizden sonra genişleyen kilot pantolonlar aldı. Ayakkabı olarak körüklü çizmeler ve diğer ayakkabılar giyilir. Eskiden yaygın olarak kullanılan bu giysilere günümüzde deve güreşlerinde rastlanılmaktadır.
    Efeler başa kırmızı bir fes takarlar ve fesin püskülüne koza denilirdi. Fesin altına beyaz renkte el işleme bir takke giyilirdi. Fesin üstüne, kefiye oyalı yemeni bir sarık gibi sarılırdı. Efeler, sırtlarına, en alta, yakasız ten gömleği giyerlerdi. Bunun etekleri şalvarın içine sokulurdu. Bunun üzerine zıbın denilen gömlekler giyilirdi. Zıbın, ipekten yapılırdı, Bunun üzerine, camadan denilen ve çuhadan yapılan bir giysi giyilirdi. Camadan kolsuz olurdu. Camadanın üstüne, kolları kopçalı bir camadan daha giyilirdi ve buna da cepken denilirdi. Cepkenin boyu camadandan üç santim kısa olup yakası V kesimlidir.
    Belden aşağıya mavi tonlarda çuha kumaştan şalvar giyilirdi. Şalvara potur ya da dizlik de denilirdi. Potur, dizleri açık bırakacak şekilde kısa olurdu. Bacak arası çok geniştir. Bele uçkur takılır. Dizkapaklarından aşağıya, baldırı saran bir tozluk giyilirdi. Bu da şalvar ve cepken gibi süslenir, diz altından ayak bileğine kadar iner. Bazı efeler meşin tozluk takarlardı. Buna kepmen denilirdi. Baldırla kepmenin arasına kama sokulur, kama ile oynanan oyunlarda kullanılırdı.



    Efe giysisinin bir başka parçası da el ve ağız silmek için kullanılan (yemeni) yağlıktır. Yağlık dört kuşe olur ve işlemelidir. Kuşağın bir kısmına sokulur ve bununla asla burun silinmezdi. Erkeğin vazgeçilmez bir aksesuarı olan silahlık deriden yapılır. Süslü ve çok cepli ödemiş işi olanlar tercih edilir. Efelerin birbirine tabanca çekmesi korkaklık ve ayıp sayılırdı. Efenin kolunda içinde koruyucu bir muska olan bir pazubent bulunurdu. Pazubent, kızan iken takılır, bir daha çıkarılmazdı. Efe ve zeybekler mavzer taşırlardı. Efenin tüfeği gümüş kakma işlemeli olurdu. Bazıları çift tabanca takarlardı.

  3. #3
    Administrator Tur@b - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    03.09.2007
    Mesajlar
    12,060
    Teşekkür
    3,052
    Teşekkür almış: 5,054 / 2,839 Konu

    Pfeil

    YÖRESEL YEMEKLER

    Aydın mutfağı, zeytinyağlı yemekleri, incir, üzüm ve bunlardan yapılan şaraplar, narenciye ürünleri, turunç reçeli ve çipura, kefal, mercan ve barbunya gibi zengin balık çeşitleri ile Türkiye'nin çeşidi bol ve lezzetli mutfakları arasındadır. Yörenin kendine özgü yemeklerinden bazıları; çorbalardan tarhana çorbası, kulak çorbası; yemeklerden acılı güveç, patlıcan biber kızartma, zeytinyağlı kırlı kızartma, zeytinyağlı taze ve kuru börülce, patlıcan kavurma, sarmaşık ve kedirgen kavurma, yaprak sarma, etli nohut yahnisi, nohutlu kereviz, etli enginar, arap saçı,ciğer sote, imambayıldı, keşkek, tandır kebap, yuvarlama (sıkma), paşa böreği, cilav(ayran böreği); salatalardan patlıcan-biber teretoru (turşusu), börülce teretoru, turp otu salatası, semizotu salatası, çingene pilavı; tatlılardan ise irmik helvası, zerde, muhallebi, sütlaç, aşure, lokma, pelvize tatlısı, paşa böreği, yuvarlama, ısırganotu böreği sayılabilir



    KEŞKEK



    Malzemesi: 1 kg buğday (aşurelik buğday), 1 adet tavuk veya 1 kg kuzu eti, tereyağı, tuz, su.
    Hazırlanışı: 1 kg ayıklanmış ve yıkanmış buğday geniş bir tencerenin içinde kaynatılır ve sonra suyu süzülür. Buğdaylar ezilir. Ayrı bir tencerede kaynayan etler de tencereden çıkarılarak lif lif olacak şekilde parçalanır. Büyük ayrı bir tencerenin içine ezilmiş buğdaylar konularak et suyu ve etle karıştırılır. Yemek tahta kepçe ile karıştırılırken ezilmeye devam edilir. Sakız gibi oluncaya kadar karıştırılarak pişirilir. Servis tabaklarına alınan keşkeğin üzerine tereyağı ile kavrulan kırmızı biber dökülerek sıcak servis yapılır.
    Aydın yöresinde düğün, sünnet gibi özel günlerde keşkek yapılır.

    YUVARLAMA



    Malzemesi: 1 kg kıyma, 150 gr tereyağı, 2 baş orta büyüklükte tereyağı, 250 gr yoğurt, 2 yumurta, 1 çorba kaşığı karabiber, yeteri kadar un, 1 çorba kaşığı tuz, 1 çorba kaşığı kırmızı biber, 2,5 bardak su.
    Hazırlanışı: 1 kilo kıymanın içine rendelenmiş soğan, karabiber, tuz, yumurta ilave edilip yavaş yavaş yoğrulmaya başlanır. Daha sonra içine azar azar un ilave edilerek iyice yoğrulur ve kulak memesi kıvamına geldiği zaman, fındık büyüklüğünde parçalara ayrılarak avuç ortasında yuvarlanır. Yuvarlamalar bir tavada kızartılır. Ayrı bir tencerede tereyağı eritilerek tuz, kırmızı biber ve su ilave edilerek kaynamaya bırakılır. Kaynayan su içersinde yuvarlamalar bırakılarak 45 dk pişmesi beklenir. Pişen yemeğin üzerine ezilmiş kese yoğurdu, kızdırılmış yağ içine konulan toz biberli sos dökülerek servis yapılır.

    BOLAMA (Lok Lok Pilavı)



    Malzemesi: 1 kg kuşbaşı dana eti, 1 su bardağı nohut, yarım kg arpacık soğanı, 1 çay bardağı sıvı yağ, domates salçası, 3-4 diş sarımsak, tuz, karabiber, 1 kaşık tereyağı, domates, biber, 6 su bardağı pirinç, 2 litre su.

    Hazırlanışı: Et, arpacık soğanı, sarımsak, tuz, karabiber, salça, yağ, doğranmış domates, biber, akşamdan ıslatılmış nohut derin bir kap içerisinde karıştırılır. Üzerine iki çatal çapraz şekilde konulup derin büyük bir tepsiye çevrilir. Dışında iki üç parça et ve nohut bırakılır ki yemeğin piştiği anlaşılsın. İçerisine iki litreye yakın su konur. Tepsinin üzerine de dağılmaması için taş gibi bir ağırlık konulur. Orta ısıda pişen yemeğin suyu azaldıkça su ilave edilir. Nohut ve et yumuşayınca pirinç eklenir ve ateş kısılır. Pilav piştikten sonra etin üzerindeki ağırlık alınır. Bir kaşık tereyağı yemeğin üzerine parçalar halinde konulur ve ağzı kapalı olarak demlenmeye bırakılır. Kuşadası’nda adak yemeği, Aydın’da ise dilek yemeği olarak bilinmektedir.

    CİĞER DOLMASI



    Malzemesi: Karaciğer, pirinç, karabiber, tuz, künar, ceviz, karın zarı(yağlı perde).
    Hazırlanışı: Karaciğer küçük küçük doğranarak haşlanır. Diğer yanda iç pilav hazırlanır. Hazırlanan pilava kavrulmuş ciğerler eklenerek, ciğerin bürgüsü yani karın zarı denilen perde tepsiye gerilir. Kavrulan malzeme, karın zarının içine doldurulur ve bohça gibi sarılır. Su ilave edilerek fırında pişirilir.

    KAPAMA



    Malzemesi: 1 kg dana eti veya kuzu eti, 250 gr tereyağı, 1 çorba kaşığı tuz, 1 çorba kaşığı kırmızı biber, 1 çorba kaşığı salça, 2,5 bardak su.
    Hazırlanışı: Parçalanmış et kızartma tavasında kızartılır ve sonra yıkanır. Ayrı tencere içerisinde tereyağıyla salça kavrulur. Sonra içine kırmızı biber, tuz ve su ilave edilir.
    Su kaynadıktan sonra etler suyun içerisine atılarak 45 dk pişirilir. Daha sonra ateşten indirilir ve sıcak servis yapılır.


    ETSİZ YEMEKLER

    KIRLI KIZARTMASI (Evsimle)



    Malzemesi: 1 kg seçilmiş ince patlıcan, 6-7 tane yeşil sivri biber, 1 demet taze soğan veya kuru soğan, sarımsak, bir çay bardağı zeytinyağı veya ayçiçeği yağı, maydonoz, tuz, yarım kg taze yoğurt.

    Hazırlanışı: Patlıcanların kabuğu aralıklı olarak boyuna soyulduktan sonra sapı koparılmadan, uzunlamasına dörde dilinir. Tuzlu suda 30 dakika bırakılarak acısı çıkartılır ve sonrada tavada kızartılır. Sonra soğan, biber, sarımsak aynı tavada kızartılır. Hepsi birlikte daha önceden kızartılmış olan patlıcanın üzerine yayılır. Yarım su bardağı ile pişirilir. Üzerine maydanoz doğranıp tuz serpilir. Soğuk olarak servis yapılır. İsteğe göre yoğurtlu olarak da servis yapılır.

    KENKER YEMEĞİ



    Malzemesi: 1 bağ temizlenmiş kenker, yarım çay bardağı pirinç, 1 adet soğan, 1 adet domates, zeytinyağı, tuz, su.

    Hazırlanışı: Soğan tavada biraz kavrulduktan sonra üzerine domates ilave edilir. Daha sonra pirinç ilave edilerek biraz daha kavrulur. Üzerine su ve yıkanmış kenker ilave edilerek pişmesi beklenir. Suyunu fazla çekmeden, tabaklara alınıp servis yapılır.

    ZEYTİNYAĞLI KURU BÖRÜLCE



    Malzemesi: 500 gr. kuru börülce, 2 adet soğan, 1 çay kaşığı salça, 1 çorba kaşığı kırmızı biber, 1 çay kaşığı tuz, bir buçuk çay bardağı zeytinyağı, iki buçuk bardak su.

    Hazırlanışı: börülceler bir gün önceden suda bekletildikten sonra kaynatılır ve diğer malzemelerin ilave edilmesi için bekletilir. Ayrı bir tencerede zeytinyağı içerisinde ince kıyılmış soğan ve salça kavrulur. Kırmızı birber ve tuz ilave edilerek kaynatılan börülce tencerenin içine dökülür. 10-15 dk daha kaynatılan börülce ocaktan alınarak servis yapılır. daha çok kış aylarında yapılır.

    ZEYTİNYAĞLI TAZE BÖRÜLCE



    Malzemesi: 1 kg taze börülce, 2 adet kuru soğan, 3 adet domates, 1 çay kaşığı tuz, 1 çorba kaşığı kırmızı biber, bir buçuk çay bardağı zeytinyağı, iki bardak su.

    Hazırlanışı: börülcelerin uçlarında ve yanlarında bulunan lifler ayıklanır, fasulye gibi üçe veya dörde bölünerek doğranır. İnce kıyılmış soğanlar zeytinyağı ile kavrulur. Kavrulan soğanların üzerine yıkanmış börülceler ve kuşbaşı doğranmış domatesler ilave edilir. Üzerine tuz ve biber ilave edilerek kavurmaya devam edilir.10 dk kadar kavurduktan sonra 2 bardak su ilave edilerek 15-20 dk daha kaynatılarak ocaktan alınır ve sıcak servis yapılır.

    KABAK ÇİÇEĞİ DOLMASI



    Malzemesi: 10 veya daha fazla orta boy kabak çiçeği, zeytinyağı, su, tuz, 1limon, 1 çay kaşığı toz şeker, zeytinyağlı dolma harcı, 200 gr. pirinç, 1 domates, 2 soğan, istenirse fıstık, kuş üzümü, karabiber, 1 demet dereotu.
    Hazırlanışı: soğanlar küçük küçük doğrandıktan sonra zeytinyağında kavrularak pembeleştirilir. Daha sonra üzerine yıkanmış pirinç ilave edilerek biraz daha kavrulur. Pirincin üzerini geçecek kadar ılık su katılır. Yıkanmış kuş üzümü ve kabukları soyulup doğranmış domates ve tuz katılır. tencerenin kapağı kapatılarak pirinç suyunu çekene kadar pişirilir. Ocaktan indirildikten sonra üzerine kıyılmış dereotu ve baharatlar eklenir. Kabak çiçekleri içine hazırlanan iç doldurulur ve yuvarlayarak kapatılır. Hazırlanan dolmalar tencere içine yan yana dizildikten sonra üzerine limon suyu, şeker, zeytinyağı eklenerek kısık ateşte 15 dk pişirilir. Daha sonra tencereden alınarak dikkatli bir şekilde servis yapılır.

    YER ELMASI YEMEĞİ



    Malzemesi: 1 kg yer elması, 2 adet kuru soğan, kırmızı biber, salça, zeytin yağı, limon, su, tuz.
    Hazırlanışı: Yer elmaları kare şeklinde doğranır. Soğanlar küçük küçük doğranarak tencerede zeytinyağı ile kavrulur. Soğanlar pembeleştikten sonra üzerlerine doğranmış yer elmaları, kırmızı pul biber, ve salça ilave edilir. Tuz ve limonun ilavesiyle birlikte 15-20 dk pişirilen yemek servise hazırdır.

    SEMİZOTU YEMEĞİ



    Malzemesi: 1 bağ semizotu, 1 fincan pirinç, 1 soğan, yeteri kadar zeytinyağı ve tuz.
    Hazırlanışı: Semizotu yıkanır, ayıklanır, ve 1 cm boyunda doğranır. Soğan küçük küçük doğrandıktan sonra pembeleşicinceye kadar kavrulur. Üzerine semizotları ilave edilerek pirinç ve su konur. 10 dk pişirilerek suyu çekildikten sonra servis yapılır.

    KORUK EKŞİLİ BAMYA




    Malzemesi: 1 kg bamya, iki küçük boy kuru soğan, 3 domates, bir çay bardağı nar ekşisi, bir çorba kaşığı kırmızı biber, bir çay kaşığı tuz, 1,5 bardak su, yeteri kadar zeytinyağı.
    Hazırlanışı: Bamyalar yıkandıktan sonra başları ve uç kısımları temizlenir. İnce doğranmış soğan bir tencerenin içerisinde zeytinyağı ile kavrulur. Soğan pembeleşince küçük küçük doğranmış domatesler de üzerine ilave edilerek 3-5 dk kavrulur. Biber, tuz, bir çay bardağıekşi, 1,5 bardak su ilave edilerek kaynatılır. Kaynayan suyun içerisine bamyalar konur ve 15-20 dk pişirilir. Yemek soğuduktan sonra servis yapılır. Aydın’da özellikle yaz aylarında beğenilerek tüketilen bir yemektir.

    DALGAN KAVURMASI



    Malzemesi: 1 bağ dalgan otu, 1 soğan, 2 pırasa, tuz, 1 çorba kaşığı kırmızı biber, yarım çay bardağı zeytin yağı.
    Hazırlanışı: Dalganlar yıkanıp ayıklandıktan sonra küçük küçük doğranır. Soğan ve pırasalar doğranarak zeytin yağı ile pembeleşinceye kadar kavrulur. Doğranmış dalganlar soğanın üzerine konur ve kısık ateşte kavurmaya devam edilir. Kavrulmak üzereyken kırmızı biberi ve tuzu ilave edin. Birkaç dk sonra ateşten alarak servis yapın. Yoğurtlu veya sade servis yapılabilir. Tercihe göre kavurma esnasında yumurta da kırılabilir.

    PAZIOTU KAVURMASI



    Malzemesi: 1 bağ pazıotu, 1 soğan, 1 çorba kaşığı tuz, bir çorba kaşığı kırmızı biber, 1 çay bardağı zeytinyağı.
    Hazırlanışı: Pazıotları bol suyun içerisinde bolca yıkandıktan sonra yarım tencere kaynamış suyun içerisinde atılır. Otlar yumuşayıncaya kadar bir miktar kaynatıldıktan sonra süzülür. Ayrı bir tava içerisine zeytinyağı konularak soğan kavrulur. Pembeleşen soğanın üzerine kaynatılmış pazıotları ilave edilerek kısık ateşte kavurmaya devam edilir. Krımızı bibe ve tuz ilave edildikten sonra birkaç dakika daha kavrulup ocaktan alınır. Tercihe göre yoğurtlu ya da sade servis yapılır. Yumurtalı da yapılabilir.

    KEDİRGEN KAVURMASI (Tilki Kuyruğu)



    Malzemesi: 1-2 bağ kedirgen, 2-3 yumurta, 2 baş pırasa, kırmızı biber, yeteri kadar zeytinyağı ve tuz.
    Hazırlanışı: Kedirgenlerin saplarında sert olan kısımlar atılır. Yumuşak bölümleri yıkandıktan sonra, küçük küçük doğranır. Pırasalarda küçük küçük doğrandıktan sonra kedirgenlerle birlikte zeytinyağı ile kavrulur. Üzerine kırmızı biber ve tuz atılır pişinceye kadar karıştırılmaz. Kedirgenler piştikten sonra üzerine 2-3 yumurta kırılır. Sıcak olarak servis yapılır. Marul salatası veya yoğurtla da yenir.

    EBEGÜMECİ KAVURMA



    Malzemesi: 1 bağ ebegümeci, 1 soğan, tuz, kırmızı biber, yarım çay ardağı zeytinyağı.
    Hazırlanışı: Ebegümeci yapraklarından ayıklandıktan ve doğrandıkta sonra yarım tencere kaynamış suda haşlanır. ayrı bir tavada soğan pembeleşinceye kadar kavrulduktan sonra ebegümeci soğanın üzerine ilave edilerek kısık ateşte kavurmaya devam edilir. Pişmek üzere iken biber ve tuz atıldıktan sonra sıcak olarak servis yapılır. Tercihe göre yoğurtlu, yumurtalı da olabilir.

    MANTAR KAVURMA



    Malzemesi: 1 kg mantar, bir soğan, bir çay bardağı salça, yeteri kadar zeytinyağı.
    Hazırlanışı: Mantarlar yıkanıp temizlendikten sonra suda haşlanır. Haşlanan mantarlar ince ince kıyılır. Soğanlar zeytinyağı ile biraz kavrulduktan sonra üzerine sırasıyla mantar, salça, biber ve tuz ilave edilir. 15-20 dk kavrularak ocaktan alınır ve servis yapılır. Aydın’da yaygın olarak yapılan bir kavurma türüdür.

    KABAK KAVURMA



    Malzemesi: Yarım kg kabak, 1 soğan, 2 domates, yarım çay bardağı zeytinyağı, kırmızı biber, tuz.
    Hazırlanışı: Kabaklar yıkandıktan sonra kabukları soyulur, küçük küçük doğranır. Tavaya zeytinyağı konulduktan sonra üzerine sırasıyla kabaklar, doğranmış soğan ve domatesler yerleştirilir. Biber ve tuz ilave edildikten sonra 10-15 dk karıştırılarak pişirilir. İsteğe bağlı olarak sarımsaklı yoğurt veya sade yoğurtla da servis yapılır.

    TATLILAR

    KABAK TATLISI



    Malzemesi: 2 kg balkabağı, 2,5 su bardağı toz şeker
    Hazırlanışı: Kabak iri iri dilimlenip soyulur ve çekirdekleri çıkartılır. Kabak iki üç parmak genişliğinde istenilen uzunlukta ince ince doğranır. Büyük ve yayvan bir tencereye dizilirken aralarına şeker serpilir. Kabak üstü kapalı olarak bir gece bekletilir. Gece şeker ile bekletilen kabak orta ateşte yumuşayana kadar pişirilir. Kabağın şerbetinin koyulaşması için bir süre de tencerenin kapağı açık olarak pişirilir. Soğuduktan sonra servis tabaklarına alınarak dövülmüş ceviz içi veya fındık içi üzerine serpilir.

    ZERDE



    Malzemesi: 1.5 su bardağı toz şeker, 5 su bardağı su, 1 çay kaşığı pirinç, 2 çorba kaşığı buğday nişastası, yarım çay bardağı dövülmüş karanfil.
    Hazırlanışı: Pirinç ılık su içerisinde yarım saat bekletilir. Daha sonra pirinç yıkanarak 5 su bardağı ile 20-25 dk pişirilir. İçerisine şeker ve nişasta ilave edilir. 1-2 dk daha kaynattıktan sonra ocaktan alınır. Islatılmış servis tabağının içine dövülmüş karanfil serpilir ve üzerine serde dökülür. Soğuk olarak servis yapılır.

  4. #4
    Administrator Tur@b - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    03.09.2007
    Mesajlar
    12,060
    Teşekkür
    3,052
    Teşekkür almış: 5,054 / 2,839 Konu

    Pfeil

    İNANÇLAR


    Ateşle İlgili İnanışlar:



    - Ateşe tükürülmez.
    - Ateşle oynanmaz. Ateşle oynandığı takdirde kişinin eşi çeneli olur.
    - Ateş yanan yer cinler girmez. Ateş sönünce cinler, periler ocak başına toplanır.
    - Evin bereketi kaçacağı için gece kül dökülmez.
    - Gece külün yanından geçilmez, üstünden atlanmaz. Aksi halde şeytan geleceğine inanılır.
    - Akşam evden dışarı ateş verilmez.
    - Hastalanan hayvanı ateşten geçirmek hayvana iyi gelir.
    - Gece kül dökülmez evin bereketi kaçar.



    Ay ve Güneş Hakkındaki İnanışlar:



    - Bazı köylerde ay ve güneş tutulması uğursuzluğa delil olarak gösterilir. Deprem, sel gibi doğal afetlerin güneş ve ay tutulmalarından hemen sonra gerçekleştiğine inanılır.
    - Ay tutulması olduğunda teneke çalarak gürültü yapmak, davul çalmak adettendir.
    - Her yıldız kaymasında dünyada birinin öldüğüne inanılır. Bu yüzden yıldız kaydıktan sonra bir ağaca bakılır. Böylece ömrün o ağaç kadar uzun olacağına inanılır.
    - Ay karanlık iken kurutmalık sebze ve meyveler güzel olur, ay aydınlık iken kurutmalıklar kurtlanır.

    Ayna ve Aynayla İlgili İnanışlar:
    - Ayna kırılırsa herhangi bir olumsuz durumla karşılaşılacağına inanılır.
    - Ayna kıran yedi yıl evlenemez.
    - Gece aynaya bakılmaz.
    - Küçük çocuklar aynaya baktırılmaz.
    - Cam kırılırsa uğur, ayna kırılırsa uğursuzluk olarak algılanır.
    - Ağaç aşılama günleri ay olduğu günlere rastlamazsa aşı tutmaz.
    - Aysız günde kesilen kerestelik ağaç kurtlanır.


    Bağ Bahçe İle İlgili İnanışlar:



    - Cuma günü asmalar budanmaz. Çünkü meyve vermeyeceğine inanılır.
    - Ceviz ağacının altında yatanları şeytan alır götürür.
    - Ulu ağaç altında tek başına uyumak iyi değildir.
    - Ekin ekmeye, biçmeye gidenlerin önceden abdest alması, yıkanması uğur getirir.
    - Karaağaçtan düşen yaşamaz. Karaağaçtan beşik, sandık yapılmaz.
    - Karpuzlu köylerinde zeytin toplanırken ağaçlardan biri toplanmaz. O ağacın ürünü gelecek yılın bereketidir.
    - Tarla sınırında uyunduğunda insana ağırlık basar.



    Hayvanlarla İlgili İnanışlar:



    - Akşam kedi görmek uğursuzluktur. Kedi görmek şeytan görmekle bir tutulur.
    - Kedilere akşam seslenilmez, çağırılmaz.
    - Köpeğin gece havlaması, horozun vakitsiz ötmesi, öküzün gece böğürmesi kötü şeylere işarettir.
    - Güvercin, kumru, kırlangıç, leylek öldürmek günahtır.
    - Tavuğun horoz gibi ötmesi uğursuzluktur.
    - İnek doğurduğunda ilk sütü ağız yapılarak dağıtılır. Aksi halde ineğin sütü kesilir.
    - Kurt uluyunca ölüm gelir.
    - Ev yılanı o evin bekçisidir.
    - Bir evin başında baykuş öterse o evde biri ölür ya da bir yıkım olur.



    Gece ve gündüzle ilgili inanışlar:



    - Gece tırnak kesmek, ıslık çalmak uğursuzluk getirir.
    - Geceleri peri kızları, cinler gölde yıkanırlar. Bu yüzden gece göle girmek iyi değildir.
    - Geceleri su birikintileri üzerinden atlanmaz. Su birikintileri cinlerin ve perilerin mekanıdır.
    - Gece dışarıya bulaşık suyu dökeni periler çarpar.
    - Gece evden eve tuz verilmez.
    - Akşam kapının önü süpürülmez.



    Beden ile ilgili inanışlar:



    - Elleri diz üzerinde kavuşturmak, parmakları birbirine geçirip el bağlamak kısmetin kapanmasına sebep olur.
    - El yıkanırken önce sağ, sonra sol yıkanmalıdır. Soldan başlamak uğursuzluk getirir.
    - Bacak, bacak üzerine atmak günahtır.
    - Rüyada üst çenenin önündeki dişlerden biri düşerse ana babadan birinin öleceğine inanılır.
    - Burun kaşınırsa kişi hakkında dedikodu yapılıyor demektir.

  5. #5
    Administrator Tur@b - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    03.09.2007
    Mesajlar
    12,060
    Teşekkür
    3,052
    Teşekkür almış: 5,054 / 2,839 Konu

    Pfeil

    El Sanatları ve Zanaatlar

    İnsanların gereksinimleri doğrultusunda ortaya çıkmış, doğa şartları, yaşayış özellikleri ve iklim gibi etkenlerle çeşitlilik göstermiş olan el sanatları Aydın ve çevresinin önemli kültürel özelliklerindendir. El sanatlarından bazıları; İğne oyaları, kıl dokumacılık, toprak seramik yapımcılığı, semer ve eğer yapımcılığı ve hasır dokumacılığıdır.


    DOKUMA



    Giyim kuşamda kullanılan dokumalar sanayileşme sonucu önemini yitirmişse de yörenin el dokuması halı, kilim ve heybeler kendilerine özgü nakış ve renkleriyle ünlüdür. Sumak tekniği ile dokunan Yörük çuvalları da yöreye özgü özellikler taşır. Aydın’da sürdürülmekte olan geleneksel bir dokuma örneği de her türlü iklim koşullarına elverişli olan kıl çadır örtüsü yapımıdır.
    Aydın’da yaygın bir el sanatı da ağaç işçiliğidir. Ağızlıktan beşiğe, biblodan çocuk oyuncağına kadar çok çeşitli ağaç işleri yapılır. Türkmen ve Yörük beşikleri güzel motifleri ile dikkati çeker.



    İĞNE OYASI




    Dünya literatüründe “Türk Danteli” olarak bilinen iğne oyalarının çok eskilere dayanan bir geçmişi bulunur. Bazı kaynaklar, iğne oyaları ile yapılan örgülerin XII. Yüzyılda Anadolu’dan Balkanlar’a oradan İtalya yolu ile Avrupa’ya yayıldığı belirtmektedir. Oya, süslenmek ve süslemek ayrıca taşıdıkları mesajlarla bir iletişim aracı olarak da kullanılan ve tekniği örgü olan bir el sanatı olarak tanımlanır. Günümüzde geleneksel kullanım alanlarının yanı sıra kadın giyim aksesuarlarında da kullanılır. Küçük iğnelerle yapılan iğne oyalarının malzemesi genellikle ipektir.



    KÖRÜKLÜ ÇİZMECİLİK


    Körüklü çizmenin dışında dana derisi, içinde ise sahtiyan adı verilen palamutla pişirilmiş (terbiye edilmiş) keçi derisi kullanılmaktadır. Çizme dikilmeden önce çizmeyi giyecek olan kişinin ayak ölçüsü alınmakta ve ölçüye göre kalıp çıkarılmaktadır. Daha sonra ise dikim aşamasına geçilmektedir.
    Aydın’da körüklü çizme yapan iki önemli usta bulunmaktadır. Bunlardan biri bu zanaata henüz 7 yaşındayken başlayan Sökeli Cafer Efe, diğeri ise Sökeli Zeki Avcıoğlu’dur. Her iki usta da usta-çırak ilişkisi çerçevesinde yetişmiş olup günümüzde çırak bulamamaktan yakınmaktadır.


  6. #6
    Administrator Tur@b - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    03.09.2007
    Mesajlar
    12,060
    Teşekkür
    3,052
    Teşekkür almış: 5,054 / 2,839 Konu

    Pfeil

    DEVE GÜREŞLERİ

    Ülkemizde deve güreşlerinin ilk olarak İncirliova ilçesi Hıdırbeyli köyünde 200 yıl kadar önce yapılamaya başlandığı ve günümüze kadar geldiği bilinmektedir. Göçerliğin yaygın olduğu o dönemde göçerler ve obalar arası rekabet nedeniyle ortaya çıkan deve güreşleri süreklilik kazanıp geleneksel hale gelerek günümüze kadar ulaşmıştır.



    Deve güreşleri “tülü” adı verilen erkek develer arasında yapılır. Tek hörgüçlü dişi deve (yoz) ile çift högüçlü erkek devenin (buhur) birleşmesiyle meydana gelen tülüler güreş için özel olarak yetiştirilirler. Sahipleri tarafından verilen özel isimleri sırtlarına takılan havutların arkasına süslü bir bez üzerine yazılır. İsmin altında ise “maşallah” yazısı yer alır.


    Deve güreşleri tülülerin kızmaya başladığı kış aylarında yapılır. Develer güreşten bir gün önce süslenerek davul zurna eşliğinde cadde ve sokaklarda gezdirilir. Akşam olunca tülü sahipleri tanışmak ve eğlenmek maksadıyla düzenlenen “halı gecesinde” bir araya gelir. Yeme-içme yapılıp, türküler söylenir, oyunlar oynanır. Gecenin sonunda ise geceye adını veren halı açık artırmayla satılır.

    Ertesi gün güreşin yapılacağı alanda halk toplanmaya başlar. Mangallar kurulur, yiyecekler hazırlanır. Seyyar satıcılar da güreş sahasının kenarlarında yerlerini almıştır.Güreş başlamadan önce zeybek oynanır. Arkasından güreşin başlayacağını bildiren anons yapılır. Cazgırlar tarafından develerin adları okunur bir yandan da deve sahipleri ve sarvan adı verilen bakıcıları, develeri güreş alanına getirip bir tur attırarak izleyicilere gösterirler ve hemen ardından güreş başlar.

    Develer güreşme sitillerine göre tanımlanırlar. Sağdan güreşen develere sağcı, soldan güreşen develere solcu, rakibinin ayağına çelme atanlara çengelci, rakibini yıkmak ve kaçırmak için yanına gelerek ittiren develere tekçi, rakiplerinin başını göğsünün altına alıp çöken develere bağcı adı verilir.

    Güreşler ayak, orta, başaltı ve baş olmak üzere dört kategoride yapılır. Her deve günde bir kez güreşir ve güreşme süresi 10-15 dakikadır. Devenin yıpranmaması için süre uzun tutulmaz. Güreşte galibiyet kaçırtarak, bağırtarak ya da yıkarak elde edilir. Kaçırtmada deve heybetiyle diğer deveyi korkutup kaçırır. Bağırtmada ise deve, rakibini bağ, çengel, çatal, makas gibi oyunlardan birine getirip sıkıştırmıştır ve buna dayanamayan rakip bağırınca yenilmiş sayılır. Yıkmada deve, rakibini yıkıp üzerine çökmüştür. Devesinin zor durumda kaldığını gören deve sahibi urganını ortaya atarak devesini güreşten çeker. Güreşin galip devesi dört ayağını bir araya getirip dik bir şekilde durarak seyirciyi selamlar. Ödül olarak halısını alır ve sahayı terk eder.


    BOĞA GÜREŞLERİ



    Aydın’a bağlı köylerde yapılan boğa güreşleri oldukça çekişmeli geçmektedir. Güreş için “bıçak” adı verilen sivri keskin boynuzlu boğalar seçilir. Güreştirilecek boğalar özenle beslenmektedir. Rakibini yenen boğa pehlivan olarak tanımlanmaktadır.

    Güreşlerin vahşete dönüşmemesi için boğaların birbirlerine öldürücü darbelerle saldırması engellenir.


    Güreşler tozkoparan, deste, küçükayak, büyükayak, başaltı ve baş kategorilerinde eleme usulü ile yapılır.her kategori için ayrı para ödülü vardır. Boğanın rakibini kaçırmasıyla güreş son bulur.

    Galip boğanın sahibi güreş biter bitmez yerden aldığı bir avuç toprağı boğasının üzerine savurarak boğasını nazardan korur.

    Boğaların güreş alanlarında yaptıkları oyunlara çelik atma, yarım çelik ve bastırma adı verilir.

  7. #7
    Administrator Tur@b - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    03.09.2007
    Mesajlar
    12,060
    Teşekkür
    3,052
    Teşekkür almış: 5,054 / 2,839 Konu

    Pfeil

    Bayramlar ve Törenler

    HIDRELLEZ

    Mevsimsel geçiş törenleri, tüm toplumlar tarafından çeşitli şekillerde kutlanan, kökenleri çeşitli ritüeller, mitolojik veya dinsel birtakım uygulamalara dayanan ve insan ruhunun mevsimsel geçişle birlikte edindiği heyecanların bilinçli ya da bilinçsiz olarak dışa vurulduğu törenlerdir. Her millet asırlardır edindiği kültür birikimini bu törenler vasıtasıyla sergiler. Bizde de yazın başlangıcı, bolluk ve bereketin simgesi Hızır ve İlyas Peygamberlerin bir araya geldiği kutsal gün manasında kutlanan hıdrellez bunlardan biridir.
    Hıdrellez kelimesi “Hızır ile İlyas” kelimesinin zaman içinde değişikliğe uğrayarak birleşik şekilde telaffuz edilmesiyle oluşmuştur. 6 mayıs Hızır ile İlyas’ın bir araya geldiği gün olup Makedonya, Kosova, Yugoslavya ve Türklerin hakimiyet sürmüş olduğu pek çok bölgede halk takviminde yaz mevsiminin başlangıcını ifade etmektedir. Aydın halk takviminde de yıl, kasım ve hıdrellez olarak ikiye ayrılmakta ve 5-6 mayıs hıdrellez olarak yazın başlangıcı anlamında kutlanılmaktadır. Kasım kış, hıdrellez ise yaz anlamına gelmektedir.
    Hıdrellez kutlamalarında Aydın’ın şehir ve kırsal kesiminde geçmişte rastlanılan birtakım uygulamalar:
    6 Mayıs günü Hıdrellez günü olup bir gün önceden genç kızlar, gelinler toplanır. Her biri belli bir düğme ya da işaretli küçük eşyayı bir çömleğe koyar. Çömleği gül ağacının dibine gömerler. Hıdrellez günü erkenden kalkıp, bahçelerini ve evlerinin önünü temizlerler. Bir suyun ya da pınarın başına gidip dilek dilerler. Evi olmayanlar, su başına küçük bir ev yapıp dilekte bulunurlar. Eski hasırlar yakılarak üstünden atlanır. Bundan sonra akşamdan hazırlanan çömleğin başına gelinir. Çömlek çıkarılır ve içerisinden çekilen her eşya için yazılı ya da sözlü mani okunur, eşya sahibine verilir, oyunlar oynanır ve eğlenilir.
    - Bu günde kırmızı küçük keselerin içine bozuk para konur ve uçları iple bağlanır. Kesenin ağzı bağlanmadan açık olarak gül dalına asılır. Kağıtlar da para ve bilezik şeklinde kesilerek bir ipe dizilir ve güle asılır. 6 mayıs sabahı gün doğmadan gül dalından alınan bozuk paralar aile fertlerinin cebine paylaştırılır. Kağıt bilezik ve paralarda yastığın altına koyulur. Böylece o yıl bu kişilerin parasız kalmayacağına, yokluk görmeyeceğine inanılır.
    - Genç kızlar kısmetlerinin açılması için gül dalına beyaz bir mendil asarlar.
    - Su kenarlarına tuğla ve taşlardan küçük ev yapılır ve önüne araba niyetine bir demir parçası konur. Bunlar 6 mayıs sabahı gün doğmadan bozulur. Böylece güneş ışığının üzerlerindeki uğuru bozması engellenmiş olur.
    - Genç kız ve erkekler dileklerini yazdıkları kağıtları suya bırakırlar.
    - Gençler bir ateş yakar ve genç-yaşlı, kadın-erkek herkes ateşin üzerinden atlar. Böylece ruhların temizlendiğine inanılır. Tüm kötülüklerden, uğursuzluklardan bu şekilde arınılır.
    - Hıdrellez günü evler süpürülmez, bulaşık yıkanmaz ve 5 mayısı 6 mayısa bağlayan gece yatılmaz. Evler süpürülürse evde o yıl böceğin çok olacağına, bulaşık yıkanırsa sabuna dokunulduğundan sümüklü böcek ve salyangozların çok olacağına inanılır. Gece yatılırsa tüm yılın hasta olarak yatakta geçirileceği inancı vardır.
    - Hıdrellez kutlamasının dönüşünde sözleşen genç kız ve çocuksuz gelinler bir evde toplanırlar. Bir gün önceden içine su doldurulan ve komşulardan toplanmış yüzük, çivi, iğne ,kalem v.b eşyalar atılan toprak çömlek ortaya konur. Evin genç kızının başı kırmızı bir örtüyle bağlanılarak çömleğin içindeki şeyler teker teker çektirilir. Bu sırada bir yandan da genç kızlar, kadınlar maniler söyler. Böylece kızın bahtının açılacağına inanılır.

    Günümüzde Aydın’da hıdrellez, nevruz gibi geleneksel kutlamalar resmi kurumlar ve sivil toplum örgütlerince yapılmaktadır. Halk arasında anlam ve işlevlerini yitirmiş olduklarından yukarıda saydığımız uygulamaların birçoğuna günümüzde rastlanılmamaktadır..

    GENCER

    Aydın’ ın ilçe ve bucaklarında dini bayramların ikinci gününe “Gencer “ adı verilir. Gencer, daha çok, çarşıya çıkmayan genç kızların ve kadınların ilçe ya da bucak merkezlerine
    gelip gezmesi, kendini göstermesi, alış veriş etmesi için düzenlenmiş bir gün işlevini yerine getirmesi açısından önemlidir. Çarşıya gelen gençler alış veriş eder, şeker, macun, helva gibi benzeri yiyecekler alır, salıncak ve dolaplara binerler. Karlı şerbetler, limonatalar içerler ve köylerine dönerler.
    Geçmişte özellikle Nazilli, Kuyucak, Yenipazar ilçelerinde rastlanan bu gelenek günümüzde önemini yitirmiştir.

  8. #8
    Administrator Tur@b - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    03.09.2007
    Mesajlar
    12,060
    Teşekkür
    3,052
    Teşekkür almış: 5,054 / 2,839 Konu

    Pfeil

    AYDIN YÖRESİ HALK OYUNLARI

    Erkek zeybek oyunları:



    Bayramlarda, kurtuluş günlerinde, düğünlerde, nişanlarda, sünnet düğünlerinde, çeşitli eğlence toplantılarında ve kutlamalarda herkesin izleyebileceği geniş mekanlarda oynanan oyunlardır.

    Oyunlara en az iki zurna ve bir davuldan oluşan çalgı takımı eşlik eder. Oyunda tek zurna-davul kullanılmışsa usta oyuncular “ayağım dönmeyo” diyerek oyuna kalkmazlar. Erkek zeybek oyunlarında cura, bağlama, tambur, çoban düdüğü, dilsiz kaval, keman, klarnet, cümbüş gibi çalgılar da kullanılabilmektedir. Darbuka kadın çalgısı olarak kabul edildiğinden erkek zeybek oyunlarında kullanılmaz. Yiğitlik, mertlik, çeviklik, atılganlık, sağlam karakterlilik anlamına gelen zeybekliğin oyunları da aynı kavramlar üzerine kurulmuştur. Oyunlarda akılcılık hakimdir. Soğukkanlılık ve kararlılık vardır.

    Zeybek oyunları çoğunlukla içten geldiği gibi yukarıda yansıtılan unsurları yansıtarak oynanır. Oyuncu ruhen coşmadıkça oyuna başlamaz. Oyunun güzelliği ruhundaki coşkuyla orantılıdır. Düğün ve benzeri eğlencelerde kişilerin oynama sırasını “yasakçı” denilen kişiler yönetir. Yasakçılar düğünlerde misafirlerin geliş sırasını ve oturma yerlerini göz önünde bulundurarak, oyun oynayacakların sırasını atlamaksızın sırası gelen kişinin hafifçe kolundan tutar ve oyun alanına iter. Bunu yaparken de çalgı takımına “varıyoo” diye bağırır.

    Çalgı takımı oyuna kalkanın hangi oyunu oynayacağını yasakçıdan evvel öğrenmiştir. O anda baş zurna dikkat işareti olarak ilk sesleri tizden çalmaya başlar. Buna yörede “ti” denir. Davulcular tokmakları iyice kaldırarak davulları patlatacakmış gibi ritmi bozmadan indirirler. Oyuncu kuş hafifliğiyle yerinden kalkarak, oyun alanına çıkar. Ellerini toprağa sürer.Bu hareketin iki amacı vardır: Birincisi parmakların iyi şaklamasını sağlama, ikincisi ise topraktan bereket ve kuvvet alınmasıdır. Oyuncu sonra oyun alanında bir daire çizer. Bunun anlamı ise Aydın-Merkez-Yılmazköy'lü Uzun İbrahim Efe’den öğrendiğimize göre “sınırlarını çizdiğim bu topraklar, bu yer, bu yurt benimdir. Sakın ola düşmanım bu yerlere göz dikmesin, bu topraklarda benden başkası barınamaz” şeklindedir.

    Gezinme süresince çalgıcılar coşmuş, oyuncu havaya girmiştir. Ağır ve kararlı figürlerle oyun başlar. Bu arada aynı coşkuya kendini kaptırmış olan izeleyenler kağıt para çıkarıp havada sallayarak davulcu çağırırlar. Davulcular ritmi bozmadan davullarını çalarken bu paraları toplamak için koşuşurlar. Alınlarına yapıştırılan paraları, baş zurnacının önündeki mendile atarlar. Oyuncu para basma işi bitene kadar oynamaya devam eder. Davullar, zurnalar ve oyuncu bütünleştiğinde coşkunun zirveye çıktığı noktalarda oyuncu nara atar ve bu coşkuyu daha da körükler.
    Oyunlarda ani davranış ve atılışlardan sonra gelen duruşlarda heykelleşme açık olarak görülür. Duruş, bakış ve davranışlarda cesaret, mertlik ve kendine güven vardır. Figürlerdeki sıçrayıp atamalar düşman üzerine yapılan saldırı ve baskınları, yere diz vurmalar düşmanın nasıl ezileceğini anlatır. Oyuncu tek başına oynarken iznini almadan oyuna katılmak ayıp ve saygısızlık sayılır. Çalgıcılar her ne sebeple olursa olsun oyuncu oyunu bitirmeden susmazlar. Yörede ikili ve toplu oynanan zeybek oyunlarında açıkça bir ekip oyunu durumu vardır. Oyuna birlikte kalkılır, birlikte bitirilir.
    Ağır zeybek oyunları genellikle gezinmelidir. Gezinme yorucu nitelikte olan zeybek oyunlarında oyuncunun dinlenmesini soluklanmasını sağladığı gibi havaya girmesini de sağlar. Karaali Koşması, Çine İki Parmak Zeybeği, Koca Arap zeybeği, Ataköy Zeybeği gezinme başlarında veya ortalarında gezinme görülen oyunlardan bazılarıdır.
    1- Aydın Zeybeği
    2- Yörük Ali Zeybeği
    3- Gerali Zeybeği
    4- Harmandalı Zeybeği
    5- Ortaklar Zeybeği
    6- Nazilli Zeybeği
    7- Germencik İnova Zeybeği
    8- Çine İki Parmak Zeybeği
    9- Bayındır Koşması Zeybeği
    10- Abdal Havası Zeybeği
    11- Karaali Koşması Zeybeği
    12- Soğukkuyu Zeybeği
    13- Ataköy ( Damderesi) Zeybeği
    14- Sabah Namazı Zeybeği
    15- Kocaarap Zeybeği
    16- Yağmur Yağdı
    17- Kuruoğlu Zeybeği
    18- Kerimoğlu Zeybeği
    19- Kadıoğlu Zeybeği
    20- Elifoğlu Zeybeği
    21- Tahtacıoğlu Zeybeği
    22- Hataboğlu (Hatipoğlu) Zeybeği
    23- Sinanoğlu Zeybeği
    24- Ödemiş Zeybeği
    25- Muğla Zeybeği
    26- Ağır Melas(Milas) Zeybeği
    27- Eski Tavas Zeybeği
    28- Yeni Tavas Zeybeği
    29- Köroğlu Zeybeği
    30- Ege Çiftetellisi (Kadın/Erkek)
    31- Mevlana (Kadın/Erkek)
    32- Sepetçioğlu (Kadın/Erkek


    Aydın Yöresinde Oynanan Kadın Oyunları:



    Düğün, nişan, sünnet düğünü, hıdrellez ve çeşitli eğlence toplantılarında oynanan oyunlardır. Kadın oyunlarına öncelikle cümbüş, darbuka, tef bazen de kemandan oluşan “çengi” adı verilen çalgı gurubu eşlik eder. Yöre kadın oyunları imkan bulunduğunda bağlama ailesi, kabak kemane, dilsiz kaval gibi sazlar eşliğinde de oynanır.

    Yörede kadın oyunları erkek oyunlarına kıyasla daha zarif, daha kıvraktır. Erkek oyununun yumuşatılmış şekli olarak olarak oynanan Harmandalı, Aydın Zeybeği, Muğla Zeybeği, Kerimoğlu Zeybeği ağır zeybek türü oyunlar tek kişi tarafından ritme bağlı kalınarak oynanır.
    İnce Memed, Şu Dalma, Eğil Kavak oyunları da tek kişi tarafından oynanmaktadır. Güdüşlünün Çeşmesi, Çine Çayı, Siyah Makarada İpliğim, Et Aldım oyunları daha ziyade ikili veya toplu olarak karşılama ve halka biçimlerinde oynanmaktadır.
    Kadın oyunlarımızın ezgilerinin geneli sözlüdür. Sözler genellikle izleyiciler tarafından söylenir. Oyunlarda parmaklar şıklatılıp, ritm aracı olarak oyuna katılır. Kollar çoğu zaman eller kulak hizasında olacak biçimde yanlardadır. Ayak brunlarına bir kuş hafifliğiyle bilinçli olarak basılır. Oyunlar 360 derecelik tam dönüşlerle süslenir. Bu dönüşler etrafa bereket saçma anlamındadır.

    1- Harmandalı Zeybeği
    2- Aydın Zeybeği
    3- Muğla Zeybeği
    4- Kerimoğlu Zeybeği
    5- İnce Memed
    6- Eğil kavağım
    7- Çine Çayı (Ah Olaydım)
    8- Et Aldım Elim Yağlı
    9- Hergün Sarhoş
    10- Çıtır Çıtır Basmalar
    11- Fatma Gelin
    12- Siyah Makarada İpliğim
    13- Yandım Ayşem
    14- Altı Kızlar
    15- Ayşem
    16- Şu Dalmanın Dağını Duman Bürüdü
    17- Güdüşlünün Çeşmesi (Pembe Grebimin Oyası
    18- Dam Ardına Dolaştım
    19- Eklemedir Koca Konak
    33- Ege Çiftetellisi (Kadın/Erkek)
    34- Mevlana (Kadın/Erkek)
    20- Sepetçioğlu (Kadın/Erkek)

    Sermayem Rahmetin...İlacım Cemâlin...

+ Konuyu Cevapla

Konu Bilgisi

Aktive Benutzer

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

     

Benzer Konular

  1. Artvin Gelenek ve Görenekleri
    Konuyu Açan: Tur@b, Forum: Coğrafya.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 06.03.2009, 13:49
  2. Aksaray Gelenek ve Görenekleri
    Konuyu Açan: Tur@b, Forum: Coğrafya.
    Cevap: 8
    Son Mesaj : 05.03.2009, 14:19
  3. Ardahan Gelenek ve Görenekleri
    Konuyu Açan: Tur@b, Forum: Coğrafya.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 03.03.2009, 14:20
  4. Ankara Gelenek ve Görenekleri
    Konuyu Açan: Tur@b, Forum: Coğrafya.
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 02.03.2009, 23:19
  5. Amasya Gelenek ve Görenekleri
    Konuyu Açan: Tur@b, Forum: Coğrafya.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 26.02.2009, 22:12

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.